29 Eylül 2007

187.sayfa ve Kitaplar

"47. İnsan yaşamı hangi biçime bürünürse bürünsün, hep aynı unsurlardan oluşur ve bu yüzden, ister barakada ister sarayda, isterse manastırda ya da kışlada sürdürülsün, esas olarak her yerde aynıdır.
İnsanın başına gelen olaylar, serüvenler mutluluk ve mutsuzluk durumları ne kadar çeşitli olsalar da hepsi kurabiyelere benzerler."
(bir yemek bloguna bu satırların denk gelmesi ne şans:)

Bu satırlar Artur Schopenhauer'in "Yaşam bilgeliği üzerine AFORİZMALAR" adlı kitabının 187. sayfasından.

Başucumda okunmak üzere alınıp sıraya dizilmiş kitaplar bekler. Kokuları çok güzeldir: yeni kitap kokusu.
Bu kitap da başucu kitaplarımın ilk sırasında okunmayı bekliyor. Şu an okuduğum kitap bu değil. Ama oyunun kuralı "en yakınınızdaki kitap" diyor.

Nihilist ve oldukça pesimist bir filozof olduğu söylense de, ben Schopenhauer'in yazılarını severim. Düşüncelerinin kendi zamanının oldukça ilerisinde olduğunu düşünüyorum. Çünkü yazı ve düşünceleri tam da içinde bulunduğumuz şu zamanlara göre..

Özellikle de "Aşkın Metafiziği" okundukça düşünülecek, üzerinde tartışılacak türden bir kitap..

Bu oyunda beni seçen sevgili Peri'ye teşekkür edip, sevgilerimi gönderiyorum. Eğer kabul ederlerse vakit bulurlarsa, oyunu sevgili Papatya ve Betül'e göndermek istiyorum.

Ve hazır konu tam da kitaplardan açılmışken, uzun süredir bir türlü yayınlama fırsatı bulamadığım, Cunda adasında gezdiğim, çok yeni açılmış olan Necdet Kent kitaplığı fotoğraflarımı eklemek istiyorum.
Eski bir değirmenin restore edilmesiyle oluşturulan kütüphane binası.


Kitap rafları (öyle güzel kitap kitap kokuyor ki içerisi)


Alttan bunlara bakmak çok etkileyici.

Kütüphanenin bulunduğu tepeden manzara çok güzel


Bu da içeriden bir görüntü

Manzara büyüleyici



bu da bahçeden bir detay

12 yorum:

Tijen dedi ki...

Gerçekten insana sevinç veren bir yer değil mi komşucuğum? Her yıl yeniden gitmek, her gidişimde daha uzun kalmak, havasını daha çok koklamak istiyorum.

PERİLİ KÖŞK dedi ki...

bu ne güzel bir kütüphane , bir değirmenin restore edilerek kütüphane olması rastlanabilecek en güzel şey ,tam cundaya yakışır bir durum....

acemiş aşçı dedi ki...

Oralarda insanın kendini iyi hissetmemesi mümkün değil Tijen. Ya da, Ege kokan başka herhangi bir yerde. (En azından benim için:)
Sevgiler

Öyle güzel bir yer ki Peri, görmeni isterim. Senin çok keyif alacağını biliyorum. Bence "gelecek yaz" planlarına al bu tarafları:)
sevgiyle

anne dedi ki...

ben buraya tatilde uğramayı değil, tatilimi burda geçirmeyi istiyorum..mümkünse beni bir köşeye koyup dokunmasınlar bi süre:)

Selen dedi ki...

Daha Pazar günü oradaydım İpekcim. Gerçekten de harika bir kütüphane olmuş. Yeldeğirmeni de bu sayede kurtulmuş. Hemen karşısındaki yeldeğirmeni ise yıkık döküklüğe mahkum. Umarım onu da birileri onarır ve değerlendirir. Tabi ki klise ve tüm eski yapıları da... 1. yaşın da kutlu olsun. Sevgiler

acemiş aşçı dedi ki...

Ahu
tam da dediğin gibi bir yer. Orada kalmak, hiç ayrılmamak istiyor insan.
Böyle güzel şeyler aslında her yerde ve hep olmalı, insan hiç şaşırmamalı. Ama ne yazık ki ülkemizde o kadar az ki; gördüğümüzde mutlu oluyor, şaşırıyoruz. Oysa kanıksamış olabileceğimiz kadar çok olsalardı ne güzel olurdu..
sevgiyle

Selen,
Bak imrendirdin beni şimdi:) Eylül'de oralarda olabilmek hayalimdi. En güzel zamnaları bence.
Keyfini çıkartmışsındır..
Sevgiyle

H@nde dedi ki...

2003 Senesinde Cundaya gittiğimde gerçekten de çok sevmiş ve etkilenmiştim. Bir de ozaman bu kütüphane orda olsaydı; herhalde Ankaraya hiç geri dönmezdim :-)

R. Akın dedi ki...

Kitap okumaya düşkün olan herkese ve düşkün olmayanlara da şiddetle öneriyorum.İlla ki ama illa ki Kuran-ı Kerim okuyalım.Kuran ışıktır.Yolumuzu aydınlatır.Yüce Rabb'imizden gelen ilahi mesajdır O.Okumamış halde nasıl gideriz huzuruna?

acemiş aşçı dedi ki...

Hande etkilenmemek mümkün değil gerçekten de. Ah bir de önündeki güzel bahçede oturup, püfür püfür bir rüzgarda o doyumsuz manzarayı seyretmek yok mu; başka bir yere gitmek istemiyor insan.

R.Akın
görüşünüzü belirmenize teşekkür ederim.

semiramis dedi ki...

biberiyeler ne güzel öyle!! hemen bir iki dal koparıverseydiniz:)

acemi aşçı dedi ki...

Gerçekten de içim gitti benim de Semiramis:) Ama doğal ortamında olmayıp, bahçe düzenlemesi için özel olarak oraya dikildiklerinden, kopartmayı düşünmedim. üstelik benim saksıda yetiştirdiğim biberiyelerim var evde:) tavsiye ederim, tohumdan yetiştirebilirsin, üstelik çok da dayanıklılar, yaz kış bir şey olmuyor.
sevgiler

Adsız dedi ki...

Webmaster cok tesekkurler...

Selamlar SevalHatice