15 Nisan 2007

14 Nisan 2007 Tandoğan Meydanı'ndan

Şu anda Ankara da acayip bir kar yağışı var.
Hava da biliyor işini:) Dün Ankara tam bir yaz günü yaşadı çünkü.
Cumartesi günü, sağım solum, önüm, arkam her taraf yukarıdaki bu görüntüyle doluydu. Bütün Türkiye den insanlarla doldu taştı Tandoğan meydanı.

Ankara dışından arayan arkadaşlarım, Tandoğan meydanındaki kalabalığın heybetini, coşkusunu ve kararlılığını televizyondan gözyaşları içinde takip ettiklerini söylüyor, "Sen oradasındır şimdi, anlat bize biraz.." diyorlardı.

Sabah saat 10 dan saat 15 e kadar eşim ve ben, o tek yürek kalabalığın ve bayrak selinin içindeydik. Yaşanan coşkuyu ne yazık ki kelimelerle ifade edemeyeceğim. Televizyonda ve basında zaten mitingin geneli hakkında bilgi sahibi olmuşsunuzdur, ben size benim yaşadıklarımdan detaylar anlatayım:
Zaman zaman nefes almakta zorlandığım bir kalabalık, mevsime hiç uymayan bir sıcak, acayip bir güneş vardı. Öyle kalabalıktı ki; yanımızdaki insanlarla ancak 20 cm mesafede durabiliyorduk.
4 saat boyunca yerimizden HİÇ kıpırdamadan durduk, çünkü kalabalığın ilerleyebileceği yer yoktu.
Son 1 saat Anıt Kabire doğru yürümeye çalıştık.

Sade meydan değil, caddeler, sokak araları her yer tıklım tıklımdı. Meğer Anıt Kabir, sabahın erken saatlerinden itibaren dolmuş. Dolayısıyla biz de dahil mitinge katılanların tamamına yakını Ata'mızın huzuruna çıkamadık bu sefer.

Gözün görebildiği HER YER bayraklarla doluydu. Büyük, küçük herkesin elinde bayraklar vardı.
Yaşlı insanların sayısına inanamadım. O sıcak ve güneş altında saatlerce kararlılıkla kaldılar. Hepsine büyük saygı ve hürmet duydum. Nasıl coşkuluydular bilseniz..
Pankartlardan, Türkiyenin HER YERİNDEN gelen insanlar olduğunu gördüm.
Farklı görüşlerden, farklı mesleklerden, farklı yaşlardan pek çok insan, sadece "vatandaş" kimliği ile oradaydı. Herkes kendini ve etrafını sadece ve sadece iletişimle öyle iyi yönetti ki, en ufak ya da büyük hiç bir tatsızlık yaşanmadı.
Son derece saygılı, kararlı, aydın ve bilinçli bir insan topluluğu demokratik yoldan hiç sapmadan fikirlerini coşkuyla dile getirdi..

Saat 11 de mitingin başlamasıyla, ti boruları saygı duruşu çağrısı yaptı.
Orada bulunan topluluk bir anda sessizliğe büründü.. Bu sessizliği tarif etmem imkansız işte, adeta nefeslerimizi duyuyorduk. (Bugün orada 1 milyon civarında insan olduğu tahmin ediliyor ki, bence bu olası bir rakam) İşte bu bir milyon insandan tek bir kıpırtı, tek bir ses çıkmadı iki dakika boyunca. Gözyaşlarımız ne kadar ses çıkarabiliyorsa işte o kadardı bütün ses.
Sonra o bir milyona yakın insan seli hep bir ağızdan İstiklal Marşını okudu, tek yürek.
Ben bu anları ömrümün sonuna dek hatırlayacağım.

Çok iyi bir organizasyon olduğunu söyleyemeyeceğim, belli ki kimse bu kadar büyük bir kalabalığa hazırlıklı değildi. Ama bu, orada "tek bir amaç için" bir araya gelmiş insanları hiç etklemedi ya da caydırmadı. Son ana kadar herkes yürüyebilme umudu ile bekledi.

Biz saat 15.30 da oradan ayrıldığımızda, topluluğun çoğu Anıt Kabir'e girebilme umudu ile hala coşkuyla bekliyordu.
Eve çok yorgun gelsem de, içim büyük umutla, güvenle, coşkuyla doluydu. Kızıma daha dik durarak sarıldım bu sefer.
14 Nisan da ben Tandoğan Meydanına kızım için gittim. Bütün ana-babalar, çocuklarının yarınları için oradaydılar.
Eğer Ankara da olup da gitmeseydim, televizyonda bu coşkuyu görünce orada olmadığıma kahrolurdum herhalde ..Bu yüzden içim çok ferah şimdi; En azından inandığım doğrular adına ben elimden geleni yaptım.

Bu toplantının, Türkiye de bugüne dek yapılanların en kalabalığı, en büyüğü olduğu söyleniyor. Tarihe tanıklık ettiğim için, orada olabildiğim için çok mutluyum, gururluyum..

21 yorum:

Defne dedi ki...

Evet, ben de mutluyum ve de gururluyum! Ne guzel ozetleyivermissin Ipekcigim, ekleyecek soz yok. Bu cosku, duyarlilik hic sonmesin.
Sevgiyle kucaklarim.

Behiye dedi ki...

Becerikli, şeker aşçı İpekciğim, blogumun 1.yılı nedeniyle bıraktığın mesaj için çok teşekkür ederim. Gerçekten çok değerli sözlerinle beni mutlu ettin. Ben de seni tanımaktan çok mutluyum.
Alakasız bir yorum oluyor ama geri döndüm ve daha fazla geciktirmek istemedim mesajımı. Kusura bakma lütfen. Sevgilerimle.

Nukhet dedi ki...

ne diyebilirim ki o coskuyu oylesine hissettim ve gururlandim ki, agliyorum

Berceste dedi ki...

Gözümden süzülen yaşlarla bitirdim son cümleyi! Yaşlılar demişsin İpek'ciğim, onlar önce yaşananları bizden kat be kat iyi biliyorlar. O yüzden hiç şaşırmadım. Benim korkum, çıkarları uğruna yön değiştiren gençler... Daha da büyük korkum, bölücü, ayrımcı rüzgarların esip, güzel ülkemi 80 öncesi döneme götürmesi! Bugün esprili başbakanımız açıklama yapmış, hepimizin gideceği yer aynı, kaplayacağımız alan belli, ben uzun boylu olduğumdan sizden çok yer kaplarım diye! Dürüstlük, doğruluktan bahsetmiş. Madem öyle, neden İstanbul haraç mezat gidiyor, neden buradaki eğitim müsteşarımız Türk El Sanatları deyince ebru mu diyor? Ahhh Ahhh! Yazacak çok şey var ama en güzeli susmak, yeri geldiğinde konuşmak, sizinki gibi...

SaNeM dedi ki...

Ben de aynen gözümde yaşlarla okudum yazdıklarınızı ve bütün gün düne ait resimlere baktım durdum. Katılanların çoğunluğunun da bayan olması daha gururlandırdı beni. Elinizden gelen kaleminize de güzel yansımış, çok teşekkürler bu paylaşım için.
Sanem

-acemi aşçı- dedi ki...

Defne ciğim,
Mümkün olduğunca duygularımı işe katmadan, izlenimlerimi paylaşmaya çaıştım. Ancak bu kadar başarabildim, duygular ister istemez yansıyor bir parça:)
Sen de görmüşsündür, çok daha fazlası yaşandı aslında o gün orada..
Sevgiler

Behiye ciğim,
nazik yorumuna teşekkür ederim, yeniden hoşgeldin..
Sevgiler

Nükhet ciğim,
Yürekten paylaştığını biliyorum. Bu tür duyguları hele bir de uzaktan yaşıyor olmak mutlaka zordur. Biliyorum ki, o gün sizler de kalplerinizle oradaydınız.
Sevgiler

Dilek ciğim,
Oradaki yaşlılar ve diğer insan çeşitlemeleri üzerine sayfalar, sayfalar dolusu yazabilirim inan.
Beni en çok etkileyenlerden
bazıları ise cıvıl cıvıl renkli şalvarlarıyla taa nerelerdeki köylerinden gelen kadınlardı. Ellerinde kendi hazırladıkları pankartları vardı.
Bu miting için hiç bir kuruluş sponsor olmadı, hiç bir sivil toplum orgütü insanları finanse etmedi. On binlerce insan otobüs paralarını ve tüm masraflarını kendileri ödeyerek uzak şehirlerden gelmişlerdi. Hepsi bütçelerince oldukça fazla olan bu meblağı gönülden helal ettiklerini söylüyorlar, "yine olsun yine geliriz" diyorlardı.
Orada pırıl pırıl üniversiteli gençlik de vardı. Ve öyle çoklardı ki.
Ben olanları yazdım. Bu konuda konuşacak çoook şey var ama ..Dediğin gibi: yeri geldiğinde konuşmak daha doğru..
Sevgiler

Sanem merhaba,
Kadınlar benim bulunduğum bölgede de çok daha fazlaydı. ve daha ilginç olanı, çocuğunu bırakacak yeri olmayanlar onları da getirmişti yanında. Bu çok riskli bir durum olsa da öylesine bilinçli bir kalabalık vardı ki, bu anneler hiç bir zorluk yaşamadılar çocuklarıyla.
Ben ilk defa herkesin herşeyi bu kadar kolaylaştırdığı böylesine bir kalabalıkta bulundum.
Paylaşımın için teşekkürler:)
Sevgiler

limoncicegi dedi ki...

Umarım cumhuriyetimize sahip çıkmak bu yürüyüş kadar kolay olur, keşke ...

Selen dedi ki...

İpekciğim,
Senin adına orada bulunduğuna çok sevindim. Ben de katılabilmek isterdim. Ancak sadece blogumdan ve balkonuma bayrak asarak destek olabildim. Anıtkabir'e kadar uzanan kalabalığı televizyonda görünce ise gözlerim doldu.
Bugün yağan kar ise sanki dün onca insan kar duası yapmış da, o yüzden dünkü güzel havanın üstüne yağabilmiş gibi..
Sevgiler

Pastacı Kız dedi ki...

Merhaba bu görüntü karşısında insanın duygulanmaması mümkün değil orada olmayı bende çok isterdim fakat olmadı.Ama yüreğim orda sizlerleydi bizler Atatürk'ün ve bu vatan için canını veren atalarımız için sonuna kadar Cumhuriyet'i ve bu vatanımızı koruyacağız.Umarım herşey güzel olur ve korktuğumuz şeyleri bizler ve gelecek nesiller yaşamaz.Sizede teşekkür etmek istedim böyle güzel bir olaya tanıklık edip destek verdiğiniz için teşekkürler teşekkürler....

PERİLİ KÖŞK dedi ki...

Tandoğandaki coşkuyu evimde ağlayarak izledim İpek .İşte bu dedim, çoğunluğun kadın ,gençler olması beni daha umutlandırdı .Artık ben umutlanmak ,çocuklarımın geleceği için korku duymamak istiyorum.
Senin orada olduğundan da adım gibi emindim ....

Berceste dedi ki...

İpek yaz o duygularını, bir kenara gerçekten not al! Yarın öbür gün Mimi'ye, torunlarına bırakabileceğin en güzel miras o duygular! Biz folklor oynarken babaannem duygulanıp ağlardı. Davul güm dedikçe o hıçkırırdı gizliden gizliye. Şimdi daha iyi anlıyorum onu. Babası Çanakkale'de savaşmıştı... İstanbul'un işgalini görmüştü. Atatürk denince akan sular dururdu! Şimdi ben onun yerine kaldım, folklor oynanırken bayramlarda ben zırlıyorum :) Bugün bir e-posta geldi. Anıtkabir'de nöbet tutan asker ağlıyor ama nöbeti de bozamıyor. Yaşlı bir amca da onun gözyaşlarını siliyor. Daha güzel bir anlatım ne olabilirdi bilmiyorum...

Adsız dedi ki...

gelmeye kararlıydım..hiç olmadık bir şey çıktı,gelemedim ağlayarak tv.den izledim.keşke orada olabilseydim..inanın benim gibi binlercesi vardır.sivil toplum bilinci oluşuyor sanırım))eylül

Sndrfknella dedi ki...

Orada olamadığım için çok üzgün olmama rağmen oluşan toplumsal bilinçten dolayı duyduğum mutluluk ve bir CUMHURİYET kadını olmaktan duyduğum gururla, içinde bulunduğum huzur, mutluluk, gurur, öfke, acı gibi değişik duygu karışımının etkisi olan gözyaşları içinde televizyondan izleyerek katıldım ben de sizlere. Gerçekten de 14 Nisan'da Tandoğan'da tarih yazdınız İpekcim. Orada bulunduğun için ne mutlu sana, ve böyle bir ailesi olduğu için tabii ki Mimi'ye :)

Sevgiyle son derece içten kucaklıyorum :)

Ad: Almula dedi ki...

Merhaba; kabaklı buğday tarifinizi denedim sonuç mükemmel. Misafirlerimde çok beğendi sayfamda görebilirsiniz:) beklerim sevgiler...

annelog dedi ki...

Gözlerimde yaşlarla okudum yazını. Ne mutlu ki orada olabilmişsin. Gerçekten tarihe tanıklık ettiniz ve ümit var dedirttiniz.

-acemi aşçı- dedi ki...

Limonçiçeği,
Ne yazık ki, ben de "keşke" demek zorundayım...

Selen teşekkür ederim.

Pastacıkız, duygularını, düşüncelerini paylaştığın için teşekkürler. "Bir kişiden ne çıkar ki" diye düşünmeden, hepimizin düşüncelerini söyleyebilmesi lazım ki, kimse hiç birşeyi sahipsiz sanmasın.
Ne yazık ki basın bile bu aralar ne olur ne olmaz diye rengini belli etmemeye çalışıyor.
Sevgiler


Periliköşk, ne güzel yazmışsın duygularını. Dediğim gibi, bu duruma en çok tepkiyi anneler veriyor, çocukları için.. Ve çok da haklı olduğumuzu düşünüyorum. Bize bir ülke emanet edildi, biz çocuklarımıza ne emanet edeceğiz??
Kararlı olmak gerek!
Orada olacağımdan emin olmana öyle sevindim ki; beni iyi tanımışsın:))
Sevgiler

Eylül merhaba,
Buraya yazıyor olmana çok seviniyorum, blogger olmasan de demek ki iyi bir takipcisin anladığım kadarıyla, mutlu oluyorum bu yüzden.
Senin durumunda olan gerçekten çok insan vardı ve biliyorum ki, yürekten paylaştınız çoşkuyu. Bütün Türkiye paylaştı.
Sevgiler

-acemi aşçı- dedi ki...

Sevgili Dilek,
Anıt Kabir'deki o güzel resim bana da geldi. Muhteşem bir tabloydu gerçekten. Burada yayınlamayı çok istedim ama sahibine ulaşamadım.
Mimi ye anlatacak çok şey var.Anlatmaya çoktan başladım bile. Dilerim bunları gerçekten anlayacak yaşa geldiğinde her şey için çok geç olmaz.

Bu arada annem gerçekten internet sorunları yaşıyor, sizlerin yorumlarınıza cevaben gönderdiği mesajı 3-4 gönderimden sonra ancak geldi. Ama çok mutlu olduğunu söylememi istedi.
Sevgiler

Yazdıklarına içtenlikle katılıyorum Sndr,
O kadar karışık, ama hepsi de çok yoğun duygular yaşandı ki...
Bir de şöyle bir komik durum vardı: (ne yazık ki bu durumlar artık sadece "komik" olarak nitenlendiriliyor):
Milyon kişinin olduğu bir alanda bırak yankesicilik kavga vs, hiç bir adli durum yaşanmadığı gibi, platformdan sürekli anons yapılıyordu:
"Bir adet bayan cüzdan bulunmuştur, kaybeden platforma gelsin"
"sayın ... cüzdanınız platformdadır lütfen alınız!"
Kulaklarıma inanamamıştım:))
En komik kayıp ilanı şuydu:
"Antalya... derneği.. ilçe örgütü başkanı, dernek katılımcılarını kaybetmiştir. Başkanınız platformadır lütfen geliniz":)))
Harika değil mi....
Sevgiler Sndr:)

Almula, ellerine sağlık.
Önerdiğim yemekleri gerçekten seçerek yayınlamaya çalışıyorum. Bu yüzden beğenmene çok sevindim.
Hemen sayfanı ziyaret ediyorum
sevgiler

Sevgili Annelog,
Çocuklarımız var bizim.. Bu yüzden de "ümit" hep olmalı, Olmak zorunda..
Duygularımı paylaşmana çok sevindim
Sevgiler

butterfly dedi ki...

Selamlar İpek,
Öncelikle blogunu daha önce neden keşfedememişim diyerek hayıflandığımı belirtmek istiyorum. Daha sık yazılarını okumak için uğrayabilmek adına müsadenle seni linklerime eklemek istiyorum.
Cumartesi günü nişanım vardı o yüzden mitinge gidemedim. Nişan günü aylar öncesinden belirlendiği için bir şey yapamadım ama inan o gün miting olacağını bilsem nişanımı bile erteler gelirdim mitinge. Ama evde televizyondan bir kısmını izledim mitingin ve coşkuyla eşlik ettim meydandaki insanlara ben de evimde.
Böylesi bir kalabalık, böylesi bir coşku, ordaki insanların cumhuriyeti koruma adına tek yürek oluşu eminim gereken yerlere gereken mesajları verdi.
Orada olup bizlerin de dili olduğun için çok teşekkür ederim. Blogun sayesinde seni tanıdığım için mutluyum.
Sevgiler..
aslı

-acemi aşçı- dedi ki...

Merhaba Aslı,
Önce seni tebrik etmek ve mutluluklar dilemek istiyorum. Ne güzel bir güne denk gelmiş nişanın; hem hiç unutulmayacak, hem de yüzbinlerin coşkusuyla anılacak...Dilerim düğün haberini de alırız yakında..
Beni elbette linklerine ekleyebilirsin, sormana gerek bile yok, mutluluk duyarım.
Paylaşımın için çok teşekkür ederim
Sevgiler
ipek

Hülya dedi ki...

14 Nisan'la ilgili yorunumunuzu ancak bu gün okuyabildim ve İstanbul'dan oraya gitmenin, o gürühun içerisinde olmanin gururunu, onurunu ve bu vatan için birlik olabiliyor olduğumuzu, olabileceğimizi görmenin yaşattığı mutluluğu bir kez daha yaşadım. ama bitmedi, bitmeyecek. 29 Nisan Pazar günü İstanbul'da Çağlayan meyadınında yine milyonlar bir araya gelip, Türkiye'nin ihtacının "bindirilmiş kıtalar"la oluşturulan 367 rakkamı olmadığını ve gerçek DEMOKRASİ için, ATATÜRK'ün emanetini korumak için, yarınlara güvenle bakabilmek için bir olacağımızı göstereceğiz!

-acemi aşçı- dedi ki...

Hülya merhaba,
Aynı yazdığın duygularla, bir aksilik olmazsa biz de Pazar günü Çağlayan da olacağız. Olamazsak da kalbimiz sizinle ve bayraklarımız da camlarımızda olacak. Haydi İstanbul!
Sevgiler
İpek