15 Ekim 2007

Blog Hareket Günü



Bugün çok özel bir gün.
Blog hareketi var bugün. Yani (bu harekete katılmak isteyen) Web’deki bütün blogcular bugün, herkesin tek bir önemli soruna kafa yorması için bir araya geliyoruz.
Sorunumuz, konumuz: ÇEVRE.




Tüm blogcular kendi konularımızı çevre ile ilgili olarak yazıyoruz bugün. Amacımız herkesin daha iyi bir gelecek için konuşmasını sağlamak.
Ben çevrenin kirliliğini yazmak istiyorum:

Nerede yaşıyor olursak olalım, etrafımıza baktığımızda ne çok kirlilikle birlikte yaşamak zorunda olduğumuzu fark ediyoruz.

Bir bakalım mı?

Sularımız:

İmarsız, düzensiz ve konrtolsuz yapılaşma sonucu sularımız tarımsal, endüstriyel ve hatta evlerimizin atıklarıyla kirlenmekte.
Yapılaşmaya açılan ve zaten kirlenmiş olan su havzalarımız, küresel ısınmayla birlikte azalmakta, böylelikle kirlilik oranı iyice yoğunlaşmakta.
Mevcut su kaynaklarımızı koruyamadığımız gibi, elimizdeki yağmur suyu, ya da atık su gibi kaynakları, kullanıma yeterince çevirememekteyiz.

İçilebilir ÇEŞME SUYUnun şişelenmiş PET sulardan 150 kez daha ekonomik olduğunu, bu suların kirlenmesi halinde arıtma maliyetinin kişi başına 40 dolar civarında olduğunu ve 1 kg kirleticinin uzaklaştırılması için 1 kwh enerji harcanması gerektiğini, üstelik bu dezenfeksiyonlar sonucunda da bir takım istenmeyen yan ürünler çıktığını biliyor muydunuz?

(Doğada var olan suyu kirletmeyelim ve verimli kullanalım.
)


KATI VE TEHLİKELİ ATIKLAR
(İnşaat atıkları, çöpler, toksik endüstriyel atıklar vs)

Her ne kadar ortalıkta görünmediğini ya da etrafımızda bulunmadıklarını düşünürsek düşünelim, onlar her yerdeler. Çünkü bu atıkların geri dönüşümü düzenli, verimli ve disiplinli şekilde yapılmamakta.
Her yıl ülkemizde bir yerlerde zehirli varillerin bulunduğu haberlerini hatırlarsınız. Bunlar farkına varabildiklerimiz. Peki ya farkına varılamayanlar? Bu çöplerin yakınımızda bulunmuyor olmaları, bize zarar vermeyeceği anlamına gelmiyor. Bulundukları yerde kirlettikleri topraklarda ya da sularla yetişen besinlerle, zehirlerini bize taşırlar.
Tehlikesiz olsa da, inşaat ya da maden atıkları doğada uzun süre yok olmayışları, kontrolsuz her yere atılmaları sonucu etrafımızı sürekli kirletmekte

(Gözden ırak çöp ve atıklar gönülden ırak kabul edilmemeli, vahşi depolama alanları yerine, sızdırmaz tabanlı çöp depolama alanları inşa edilmelidir).

HAVA KİRLİLİĞİ

Taşıtların eksozundan, filtresiz fabrika bacalarından, konutlarda kullanılan kalitesiz yakıtlardan, enerji santrallarından havaya yayılan kirlilik, çevre kirlilikleri içinde sanırım en gözle görünür olanı.
Kirletici gücü yüksek, kalitesiz ya da yanma verimi düşük eski tipteki yakıtların kullanılması, doğru yanma yöntemlerinin seçilmeyişi sonucunda, soluduğumuz havaya yoğun bir kirlilik karışmakta.
Eski ve bakımı yapılmamış taşıtların yaydığı egsoz dumanı, toz oluşturucu diğer işlemler için yeterli önlemlerin olmayışı, kişilerin bilgisizliği, eğitimsizliği ve konuya önem vermemesi de kirliğe katkıda bulunan faktörler

(Kaliteli yakıtlar, verimli yakıcılarda bilinçli yakılmalıdır. Yakıcı ve taşıtların yenilenmesi ve bakımları sürekli yapılmalıdır).

GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ
(İnşaat sektörü, eğlence sektörü, uçaklar, trenler, otomobiller vs)


Tüm çevre kirlilikleri içerisinde, gündelik hayatta fiziksel olarak en çok tolere edebildiğimiz kirlilik bu galiba. Yeterli yönetmelikler ve uygulamalar olmadığı için bu kirliliğe daha uzun süre katlanmamız gerekecek. Şu aşamada tek alınabilecek önlem: ses izolasyonuna önem vermek.

KOKU KİRLİLİĞİ
(Çöplük yangınları, orman yangınları, kağıt fabrikaları, hayvan barınakları, şeker fabrikaları, balıkhaneler ve kesimhaneler vs)

Koku rahatsızlığı kişiden kişiye değişse ve kokuyu ölçmesi oldukça zor olsa da, yaşadığımız yerdeki koku kirliliği gündelik yaşamı zorlaştıran faktörlerden birisi.

Yukarıda sayılan tüm kirliklere " insan faktörü"nü eklemek çok da yanlış olmayacak. Hatta belki de listenin en başına.
Çevrenin, insanın yaşamındaki önemini göz ardı etmesi sonucu ortaya çıkan bu kirlilikler, yine insanın, eğitimi ve bilinçlenmesi sonunda aşılabilecektir.

Çocuklarımız çevre bilinci ve doğa sevgisi ile yetiştirebilirsek, sonraki nesilleri kurtarabiliriz ancak. Tabi onlara doğa adına kirlenmemiş birşeyler bırakabilirsek..
Çocuklarımıza vereceğimiz en etkili eğitim ise, onlara çevre konusunda duyarlı rol-modeller olabilmektir.
Ne zaman çevre ile ilgili bir konu açılsa, aklıma gelen sözle bitirmek istiyorum yazımı:

"Dünya bizim değil, biz onu çocuklarımızdan emanet aldık"


Ekleme:
Çok sevdiğim arkadaşlarım Papatya ve Deniz'in "Blog Hareket Günü" yazılarını okudum. Onlar gibi arkadaşlara sahip olduğum için yeniden mutlu oldum. İkisi de kişiliklerinin ve yaşam tarzlarının parçası haline gelen bu duyarlılığı öylesine güzel aktarmışlar ki.
Ve bu yazılarımızın hepsi birleştirilip okunursa, çok daha kapsamlı bir anlatımın ortaya çıkacağını düşündüğüm için sizlere de tavsiye ediyorum.
Özellikle sevgili Deniz'in bu muhteşem yazısını sona saklayıp okumanızı öneririm:)

2. ekleme:
Bu çok güzel yazı da sevgili Devletşah'tan. Bilmeyenler varsa; o bir çevre mühendisidir.

19 yorum:

Tijen dedi ki...

İpek'ciğim,
Dikkatimizi çektiğin tehlikeler için çok teşekkürler. İyi ki yazmışsın, ellerine sağlık.

Deniz dedi ki...

Yapılması gerekenleri bizler kadar,yapması gerekenler de bilip yapsa... o zaman herşey daha kolay olacak sanırım. Bütün bunların suçlusu sadece bizim kuşağımız olmasa da, bütün bunların etkilerini bizim çocuklarımız yaşayacak maalesef. Gene de bu gün de başlasa, bilinç bilinçtir :)

Papatya dedi ki...

Bu önemli "hareket"te, bu önemli konuyu ölçüp biçip yazan ender insanlardan olduğun için özelsin :)
Bu konuyu seninle birlikte paylaşanlardan olduğum için de mutluyum, sevgili arkadaşım :)

Çocuk gibi dedi ki...

Bende hemen birşeyler karalıyayım İpek :)
Sağolasın iyiki haber verdin :))))

acemi aşçı dedi ki...

Tijen, çevreye saygılı herkesin yapması gereken şeyler var. Kendi adıma yapabildiklerimden ayrı olarak, bir anda 15.000 blogcu tarafından 12 milyon okuyucuya ulaşacağı öngörülen böyle anlamlı bir organizasyona katılmamak olmazdı.
sevgiler,

Deniz ciğim,
Muhteşem yazılarını okuduktan sonra hayata bakışımızdaki paralelliklere tekrar tekrar sevindim.
Bir gün birşeyler değişecek, inanıyorum ben buna..
Sevgiler..

Papatya cığım,
Yazını okuduktan sonra, o kadar ilgili ve bilgili olduğumu düşündüğüm bu konuda hala ne kadar az şey bildiğimi hissettim. Ve sizler gibi insanları tanıdığım için yeniden umutla doldu içim.
Çok özelsin. Umarım, Bilge, Maya ve Mimi gelecekte birgün araya gelirler ve o gün konuşacakları konular bunlardan çok farklı olur. Kendi çocukları için "çevre endişesi"ni taşımadan doya doya bol kahkahalı sohbetler ederler..
Kim bilir?
Sevgiyle...

Çocuk gibi bekliyoruz yazını.
Sevgiler.

Adsız dedi ki...

selam duyarlılığınız için yürekten kutluyorum...ben aslında naçizane bir öneri de bulunmak istiyorum bu konu ile ilgili...bizler kızartma yapınca yağı sıvı diye lavobodan döküyoruz oysa o dökülenlerle direk denizlerimizi kirletiyormuşuz...ve naylon poşetler hani şu marketlerden bol miktarda aldığımız daha sonrasında evde çöp poşeti olarak kullandığımız bunları en asgari seviyede kullanmaya özen gösterelim...ben daha önce aldığım poşetleri kullanıyorum alışverişde aslında en güzeli atık kağıtlardan kese kağıtları ama o bilinç oturmadı bizim ülkemizde...ve bilinçli anneler olarak en önemli sorumluluğumuz çocuklarımızı bu konularda eğitmek...tüketidici bir toplumuz giysilerimizin biri eskimeden yada ihtiyaç doğmadan almamak biliyorum hepiniz bana ama insan dayanamıyorki o güzelliklere diyosunuz içinizden o zaman lütfen şunu düşünün dünyamız dayanılmaz bir yer olunca para verip yenisini alamıyacağız... sevgiler...c.baran erdoğan

Deniz dedi ki...

Aaaa, C. Baran Erdoğan'ın değindiği yağ meselesini unutmuşum yazacaktım ben. Anımsattığı için çok teşekkürler.. Çünkü gerçekten yağ suyun yüzeyine çıkıp yayıldığı için rezil ve temizlenmesi güç bir kirlilik yaratıyor. İpekciğim benimle ilgili sözlerine de ayrıca teşekkür ederim :)

Adsız dedi ki...

bir de elektrik olayı var bizlerin yapabileceği...lambalarımızı işimiz bittikten sonra lütfen kapatalım elektrik tüketiminin çok olması yanında birde açık olan lambalar çevreye karbon yayıyorlar...yani neymiş parasını veriyorum bırak açık kalsın değilmiş...lütfen bilinçli tüketiciler olalım lütfen...c.baran erdoğan

Tombuk dedi ki...

Merhaba
15 ekimde yazılanları okumak ve bu güne duyarlı olunduğunu görmek harika gerçekten. Çevremiz için hepimizin yapabileceği şeyler var.Ben de yasadışı hayvan ticaretini işledim blogumda. Bu bilinçliğin devamını diliyorum. Elinize sağlık..
Sevgiler :)

Tombuk dedi ki...

Merhaba
15 ekimde yazılanları okumak ve bu güne duyarlı olunduğunu görmek harika gerçekten. Çevremiz için hepimizin yapabileceği şeyler var.Ben de yasadışı hayvan ticaretini işledim blogumda. Bu bilinçliğin devamını diliyorum. Elinize sağlık..
Sevgiler :)

canan's culinaria dedi ki...

ipekcigim,
sen her konuda özelsin, keske, ah keske herkes yazmiyorum...keske türkiyede binlerce, milyonlarca da degil türk insanimizda bu bilginlik olsa. anlamadigim sey, türkiye de kiyida kösede, ormanlarin, denizlerin icinde gördügüm cöpleri hic bir ülkede daha görmedim ben. minicik sera-mina bile yolda yürürken gördügü ufacik cöpleri, anne neden onu atmis kardesler diye soruyor? hadi biz evlatlarimizi cevre bilinci ve doga sevgisi ile yetistirdik...onlar ne olacak? hala kocaman pet siselerini fiydirip atanlar var. yine her zamanki gibi cok hassas bir konuya deginmissin, tebrik ederim güzel arkadasim.
öpüyorum,
canan

acemi aşçı dedi ki...

Sevgili Baran,
Kızartma yağı konusu gerçekten de önemli. yeni bir sistemin faaliyete geçtiğini, evlerden ve lokantalardan yağların toplanıp yakıt olarak değerlendirileceğini okumuştum. Merakla bekliyorum bu projenin uygulamaya geçişini. Poşetler konusuna değinmenize ayrıca mutlu oldum. Tema vakfının büyük boy bez torbaları var, Metro mağazalarında. Onlardan alıp kullanmak çok faydalı. Bu torbaları başka bir yazımda tanıtmak istiyorum.
İlginiz ve duyarlılığınız için çok teşekkürler.
sevgiler

Deniz ciğim, hiç üzülme: bak blog hareketi amacına ulaşıyor. Çevre ile ilgili konuşmaya, ke4ndi adımıza yapabileceklerimizi konuşmaya başladık bile..
Ayrıca:
Sen söylediklerimden çok daha fazlasın...
sevgiler

Tombuk, blog hareketi aracılığıyla sizi tanıdığıma sevindim. İşlediğiniz konu üzerinde önemle durulması gereken, ama çok güncel hale getirilmemiş bir konu. Bu yüzden ne iyi etmişsiniz bu konuyu seçmekle
sevgiler

Canan cığım,
işe cocuklarımızla başlayacağız elbette. Ama dediğin o kadar doğru ki; onları böyle yetiştirip, büyüdüklerinde "çıkıntı" gibi kalmalarına neden oluyoruz. Çünkü ne yazık ki hep azınlıktayız. Ağır ve zor: ama bir gün mutlaka olacak, olmalı... Yoksa geriye başka bir dünya kalmayacak..
Söylediğin güzel sözler için çok teşekkür ediyorum sevgili Canan'cığım:)
sevgiyle öpüyorum ikinizi de..

daimamutfak dedi ki...

Sevgili ipek çok güzel bir konuya değinmişsin.Tebrik ederim.Ayrıca yazını okudum çoğumuzun bildiği bir konu olduğu halde bu yaraya parmak bastığın için sana tekrar teşekkür ederim.Çok faydalı bilgiler vermişsin.Umuyorumki birçok arkadaşta katılarak fikirlerini yazacaklardır.geniş katılım olacağını düşünüyorum.Çok önemli bir konu çünki.Duyarlılığın ve aktarımın için içten sevgiler...neriman.

Alev dedi ki...

Ipekcım

Cok guzel bır yazı. Aslında hepimizin bildiği ama kimsenin dikkat etmediği konulara parmak bastığın için saol. Hergecen gün dünyamız ölüp gidiyor. Eger hicbirşey yapmazsak inan çok kısa bir zaman sonra bilim kurgu filmleri gerçek olucak ve biz torunlarımıza çöle dönmüş ölü bir dünya bırakacağız.

Sevgiyle kal.

Betül dedi ki...

İpek Hanım,

Bu bilgiler ve çarpıcı görüntüler için ben de kendi adıma teşekkür ederim. Hepimizin sorumlulukları var. Küçük bir detay bile yığıldığında bir soruna çözüm olabilir.
Tüm düzenlemelerin günü kurtarmaktan çıkarılıp, ileriye dönük olmasını diliyorum.
Sevgiler,
Betül-yemekkutusu

acemi aşçı dedi ki...

Neriman merhaba,
çok büyük bir katılım oldu.
20,603 adet Blog bu harekete katıldı,
23,327 adet bu konu ile ilgili yazı yazıldı,
14,631,038 adet kayıtlı RSS okuyucusu (bunun kaç katı olduğu hesaplanamayan normal okuyucu) bu yazıları okudu.
gelecek yılki blog hareketinin bunun çok üzerinde bir katılımla gerçekleşeceği öngörülüyor.
Konu ülkemiz için çok daha fazla önemli olduğu halde, ne yazık ki katılım oldukça az oldu.
sevgiler

Alev çok haklısın.
"bana birşey olmaz" ya da " koca dünya benim küçük çöpümle/suyumla/tasarrufumla" mı kurtulacak/batacak" mantığı ile bugünlere gelindi işte. Hala pek çok insan durumun vehametinin farkında değil..Şuursuzda yaşamaya devam ediyor. Acı olan asıl bu gerçek bence ..
Paylaştığın için teşekkürler
sevgiler

Sevgili Betül,
çok güzel bir tanımlama yapmışsın: detay gibi görünen şeyler gerçekten de "yığılırsa" bir soruna çözüm olabilir. Yığacak olanlar ise tek tek bizleriz. Birleştiğimizde ortaya çıkacak bu "yığılmayı" ya da hayal edemediğimizden, gücümüzün farkında bile değiliz.
sevgiler

Adsız dedi ki...

Of course, what a great site and informative posts, I will add backlink - bookmark this site? Regards, Reader.

Adsız dedi ki...

amazing stuff thanx :)

Adsız dedi ki...

Ben almanyadan sevgi, gercekten cok guzel bir blog, eger twitter veya facebook sayfasi varsa hemen
ekliycegim.