çeşitli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeşitli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Aralık 2009

Grip düşmanı yiyecekler

Şu malum grip salgını yüzünden bu aralar hijyen manyağı olmuş durumdayım :)
Evde pişen yemekler konusunda da durum pek farklı değil. Bol vitaminli, şuna buna iyi geldiği bilinen, mevsimsel ne varsa hepsi sofrada...
Durum böyle olunca da "Bu gün ne pişecek?" sıkıntısı her zamankinden daha sinir bozucu bir hal aldı benim açımdan. Çözüm bulabilmek için sayfamı taradım, sağlıklı besinlerden oluşan "grip düşmanı yiyecekler listesi" hazırladım kendime...
Benim durumumda olanlar varsa onların da ilgisini çekebilir düşüncesiyle, listeyi buraya da ekledim...

Herkese sağlıklı günler dilerim.













Bulgurlu semizotu salatası








Taze ıspanak salatası










Hellim peynirli ıspanak salatası









Kurutulmuş domates ve mozarellalı roka salatası











Borş çorbası








Kekikli sebze çorbası








Brokoli çorbası









light sebze çorbası









Radika









ıspanaklı krep








Guacamole










cibes








kuzu etli şevketi bostan








Balık buğulama










Asma yaprağında norveç somonu










Kuzu etli rezene (maratha)











Havuçlu kek









Balkabaklı muffinler

26 Ocak 2009

Ekmek-Ciabatta



Şimdiki tarif, hazır almak yerine, kendi ekmeğini evde vapmak isteyenlere.
Garantilidir, benim gibi hamur yoğurma özürlü birine göredir:) Tarif buradandır ve bu sayfadan yaptığım pek çok ekmek çeşidi, tarafımdan başarıyla yapılıp; tarafımızdan afiyetle silinip süpürülmüştür.
Sayfadaki her tarif, hem ekmek makinası, hem elde yoğurmaya göre ayrı ayrı veriliyor. Ben her iki tarifi karıştırıp, hamuru makinenin hamur programında yapıyor, mayalandıktan sonra fırın tepsisine alıp, 15 dakika da orada mayalandırıyor, sonra da 15-20 dakika civarında fırında pişiriyorum.
Daha önce yoğurt tarifini uygulayıp, artık yoğurdu dışarıdan almadığımı yazmıştım. Şimdi sırayla buradaki bütün ekmekleri deniyorum. Sonuç her zaman başarılı oluyor. Şu ana kadar bir tek ekşi hamur mayası yapmayı başaramadım. Onu da başaracağım; çabalıyorum:)


19 Ocak 2009

uno blogger sofrası



Pek çoğunuzun haberi vardır; bu aralar yemek bloglarında çok güzel şeyler oluyor.
Yemek bloglarındaki potansiyeli fark eden ciddi firmalar, blog ve bloggerlerla iletişim kurmaya başladı.
Uno bu işin öncülerinden ve çok güzel bir tanıtım faaliyeti başlattı. Sürekli yayın yapan blog yazarları ile iletişime geçerek onları Blooger Sofrası'nda bir araya getiriyor; ürününü, fabrikasını detaylı şekilde tanıtıyor.Blog sahipleri de, denedikleri ürünleri ve gözlemlerini objektif bir şekilde okuyucularına aktarıyorlar.
Uno'un nazik davetine, Ankara'da oturduğum için katılamayacağımı belirten bir cevap gönderdim.. (Ama çok güvendiğim kalemlerden yorumları izleyip fikir edindim.)
Mailimden sonra ne mi oldu? "Olsun siz gelemezseniz, biz size geliriz" diyerek, ürün çeşitlerini kargoyla bana ulaştırmaya başladılar.
Önce zaten hayranı olduğum siyah ekmek çeşitleri geldi: Rus Çavdar (ki benim 1 numaramdır!) Alman Ekmeği ve Çok Tahıllı Ekmek.
Ardından sandöviç ekmekleri: Hamburger, Tost ve sandöviç ekmeği (Bunlar da Mimi'nin favotileri).
Son partide daha önce hiç bilmediğim bir ürün grubu kapımı çaldı: Donmuş ürünler..
Çıtkıt, Kruvasan, Çikolatalı Çörek, Üzümlü Çörek. Çok şaşaırdım, sevindim ve hemen denedim. Sonuç:
Tek kelime ile MUHTEŞEMMM! (Bütün bu ürünleri ve detaylı bilgilerini buradan izleyebilirsiniz)



Bu güzelleri buzluktan çıkartıp 10-15 dakika çözülmelerini bekleyip fırınlıyorsunuz. 15 dakika sonra zaten mis gibi kokular mutfağı sarmaya başlıyor.. Çörekler tamamdır, derhal sofraya. Pazar kahvaltıları, 5 çayları, ani misafirler, çalışan hanımlar için ideal..

Sevgili Uno,
Tek sorun; ben donmuş ürünleri piyasada bulamıyorum, nerelerde satılıyor??

Gelelim tariflere: Uno ekmeklerle hazırlayacağım ilginç tarifler oluşturdum kafamda, ama şu an gerçekten farklı ve sürpriz bir proje üzerinde yoğunlaştığımdan, bunları yayınlamam biraz vakit alacak. Umarım Uno bana kızmaz:)
Ancak çok sevdiğim Rus Çavdarı ile hazırladığım bir kahvaltı çeşitlemesini paylaşmak istedim sizlerle..


Mazlemeler:

  • Uno Rus Çavdarı
  • Sepet Peyniri
  • Taze Kekik
  • Kuru Kayısı, ceviz, kuru incir vb.
Peynirleri dilimleyip ekmeklerin üzerine yerleştirin. Kekikle süsleyip fırına verin. Peynir eridikten sonra kuru meyvelerle süsleyerek servis yapın.
Afiyet olsun..

17 Kasım 2008

Sonbahar geçmeden...


Bütün fırsatları değerlendirip, haftasonları şehirden uzaklaşmaya çalışıyoruz. Tam da yeni, bir gezinin eşiğindeyken, bir öncekine ait fotoğraflara yer vermediğimi hatırladım. Oysa öyle keyifli bir geziydi ki, anıları buradan da sabitlemek lazım.



Eski okul arkadaşlarıyla Sapanca buluşmamızdan sonra, bu güzellikleri mutlaka eşim ve kızımla da paylaşmam gerektiğini düşünüyordum ki, daha da güzeli gerçekleşti; İstanbul'daki dostlarımız minik bir gezi planlayıverdiler.


Simin'in isabetli arkadaş seçimleri sonucu Bozcaada'da bize kazandırdığı dostarımızla, Sapanca'da buluştuk. Onlar İstanbul'dan yola çıktı, biz Ankara'dan. Minikleri buluşturma bahanesiyle bir araya gelip, biz büyükler muhteşem iki gün geçirdik.:))
Ortak zevklerimizin, muhteşem doğanın tadını doya doya çıkarttık, yedik içtik, gezdik tozduk.


Güzellikler ve sevgiyle paylaşılan bu iki keyifli günün tadı damağımızda; yeni bir buluşmanın planlarını yaparak evlerimize döndük.





Ayşe ve Simin: bu güzel paylaşımlar onların dostlukları sayesinde.



Benzer yazılar:
25 yaş daha gencim bugün
biz burada yokken (mimi)
son moda bunllar

13 Ekim 2008

İzerin sonunda..

Resimleri üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.
İlginç değil mi?
Yazılanları düşünmek gerek!
İçerisi zaten başka bir alem! Demirci Kazım renkli bir kişilik. Bence asıl film buranın kendisi.
Sadece bu demirci ocağı bile bu geziye çıkmak için başlıbaşına bir neden.
Bir önceki yazımda oraya ait resimlere yer vermiştim. Safranbolu'da eski çarşı içinde yer alıyor.

Safranbolu'da pek çok eski eşya satan yer bulabilirsiniz. Bunlara "eski görünümlü eşya" demek daha doğru olur. Yine de oldukça etkileyici bir çarşı. Hemen hemen herşey kendi kimliğini korumaya çalışmış burada.

Yenilerse, kendilerini bu güzel kimliğe uydurmaya çalışmış saygıyla. İş Bankası, bütün Türkiye'de uyguladığı marka imajını bir kenara bırakmış ve Safranbolu'lu olmuş Safranbolu'da.



Bu çarşı, mimari kimliği ve zamanın donuşuyla, gerçekten görülmeye değer.

Safranbolu'yu uzun uzun alatmaya gerek yok, Dünya Mirası listesine alınmış, burnumuzun bu kadar dibinde bir yer, bir gün mutlaka gidilmeli. Değil mi?
Asıl hedefimiz Kastamonu-Daday arasındaki Çömlekçiler köyünde Barış At Çiftliği'ne ulaşmak.
Muhteşem bir doğa yol boyunca bize eşlik ediyor. Yağmur da öyle:)

Ve bir yağmur perdesi karşılıyor bizi Daday Barış At Çiftliği'nde.

Hemen ardından da bu gökkuşağı.
Bu tertemiz ve mütevazı tesis henüz çok yeni. Ama sahipleri 14 yıldır bu ile uğraşan, çok sempatik, içten, güleryüzlü ve harika insanlar.
Burada konaklayanlara "müşteri" denmiyor. "Misafirlerimiz" diyorlar.
Zaten gelenler hep "müdavim"ler. Yıllar boyu gele gide, harika dostluklar kurulmuş. Bir gelen illa ki tekrar ve tekrar geliyor buraya.
Kapıda ilk Efe karşılıyor gelenleri. Nereden biliyorsa biliyor; kim misafir kim değil...
Onu en çok seviyor bilin bakalım?
Gün, muhteşem bir kahvaltıyla başlıyor çiftlikte. Herşeyin -ekmeği yaptıkları buğdayın bile- kendi üretimleri ve organik olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
Hava soğuk ve yağışlı olmasına rağmen, içeri giremedik bir türlü. Yemeklerimizi ateş başında, dışarıda yedik biz apartman çocukları..
Sonra at binme faslı başlıyor büyükten küçüğe. Herkes deniyor illa ki. Dileyen devam ediyor, tura katılıyor. 5 km den başlayan değişik turlar var, muhteşem doğayı atla gezmenin keyfi çok başka.Keyifli dostluklar kuruluyor, ateş başı sohbetler yapılıyor. Sessizlik ve huzur paylaşılıyor, çocuklar arkadaş oluyor; sınırsız alanlarda korkusuzca ve yasaksızca koşturmanın, çamura ve toprağa bulanmanın keyfini yaşıyor.
Traktör römorkuna doluşup, "daha da güzeli var mıymış?" denilen nefes kesen güzellikte doğaya pikniğe gidiliyor. Herkes yeniden çocuk oluyor, herkes eğleniyor.

Ama onlar hep iş başında; "Misafirlerin" rahat etmesi, herşeyin kusursuz olması için; neşe, mutluluk ve güleryüzle çalışıyorlar. Tevhide Hanım, Bülent Bey ve oğulları Barış.
Sadece bu tatlı aileyle tanışmak için bile oralara gitmeye değer!
Akşamları ocakbaşında, yıldızların altında keyifli şarap sohbetleri yapılıyor, yeni dostlukların temeli atılıyor. Kimileri "tavla" oynamayı tercih ediyor. Ertesi gün birkaç eksik pul ve zar aranıp duruyor, her ne olduysa?

Civarda gezecek pek çok yer var. Zaten Kastamonu başlı başına bir gezi şehri.

El dokumaları ve taş baskılarıyla,
kişilikli, köklü ve korunmuş mimari yapılarıyla,

eski çarşıları ve bakır eşyalarıyla,


doğasıyla, atlarıyla....

Öyle çok şeyiyle gezilmeye değer ki...

Gezi notları ve tavsiyeler:
  • *Tesise en yakın market 6 km uzakta. Çocukluysanız yanınızda atıştırmalık birşeyler götürün.
  • *Mutfak ve buzdolabı 24 saat emrinizde, istediğinizi alabiliyorsunuz.
  • *Alıştığınız suyu içmek iserseniz yanınıza alın. Tadı iyi olsa da kuyu suyu.
  • *Walkmen- kitap vb isterseniz götürün. Sessizlik ve sükunet harika. Ama nasıl oluyorsa oluyor ve bir saniye bile bunlar için vakit bulamıyorsunuz. Her an birşeyler yapılabiliyor.
  • *Bol fotoğraf makinası, video ve pil... en çok ihtiyaç duyulanlar..
  • *İlla ki bir lastik bot ya da çizme. Hayat kurtarır!
  • *İlla ki kalın bir mont, yağmurluk ya da şal.. haziran olsa bile!
  • *Ve tabi ki şapka.
  • *Sivrisinek kovucu
  • *mümkünse açılır kapanır sandalye
  • *Atlar için havuç ve şeker.
  • *Kilolarca kestane:))
  • *ağrı kesici kas gevşetici: uzun süre at binerseniz her yanınız ağrıyor.

13 Mart 2008

Ispanaklı Krep



Simin okulda krep yediğini ve çok beğendiğini söyledi. Bu kadar sevdiğim bir yemeği ona daha önce ona hiç tattırmamış olduğumu düşünüp, utandım:)
Hemen, çok sevdiğim anneannemden kalma krep tarifini çıkartıp, ufak krepler hazırladım.
Sonra evdeki tavukyemezi hatırlayıp (eşim), içine herkesin sevebileceği ne koyabilirim diye düşündüm..
Ortak paydamız ıspanak oldu. Tavuğu da,
Mimi için , sarmısak ve soya sosu ile soteleyip, krep yanında servis etmek üzere hazırladım.

Mimi, beğendiği krepin böyle olmadığını, içinde bal olduğunu söyleyince duruma uyandım..
Neyse ki çok sayıda krep vardı, yarısını kullanmamıştım. Kalanı ile, ertesi sabah Miminin istediği tatlı kreplerden yaptım.
Bu sayede bir yemekle iki post hazırladım:)
Elmalı krep bir sonraki yazıda..



Malzemeler:

8-10 adet krep için

Krep:
  • 4 yumurta
  • 1 su bardağı un
  • 1 tutam tuz
  • 1+3/4 bardak süt
  • 1 çorba kaşığı şeker

İç:
  • 1 paket ıspanak
  • 1 adet kuru soğan
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağ
  • 2 diş sarımsak
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1,5 su bardağı süt
  • 1/3 su bardağı krema
  • 100 gr labne peynir

Üzeri için:
  • Ceviz içi
  • kaşar ya da parmesan peyniri

Yapılışı:

  • Krep malzemelerinin tamamını karıştırıp, buzdolabında yarım saat dinlendirin.
  • Soğanları küp küp doğrayıp, sarmısakla birlikte, zeytinyağında şeffaflaştırın
  • İyice yıkayıp suyunu süzdüğünüz ıspanakları soğanlarla birlikte soteleyin.
  • Üzerini kapatıp, kısık ateşte pişirin.
  • Suyunu bırakıp çeken ıspanakları bir süzgece alıp bekletirken, ıspanakların piştiği tencere/tavaya unu ilave edip bir-iki dakika kavurun.
  • Kavrulan una sütü ilave edip, çırpma teli ile karıştırarak koyulaştırın.
  • En son krema ve peyniri de ilave edip iyice karıştırın.
  • Ispanakları bu karışıma ilave ederek bir kaç dakika pişirin.
  • Çok az yağladığınız yapışmaz tavaya krep karışımından dökerek, mümkün olduğu kadar ince krepler pişirin.
  • Ilıklaşan ıspanak karışımını kreplere bölüştürüp, dilerseniz rulo, dilerseniz katlayarak ve üzerine peynir rendesi serperek ve ceviz koyararak servis yapın.
İkinci bir alternatif olarak:
  • Kremalı sostan iki ölçü hazırlayıp, rulo yaptığınız kreplerin üzerine dökün. Üzerine kaşar peyniri rendesi ve tatlı toz kırmızı biber serperek peynirler eriyene dek fırınlayın. Bambaşka bir yemek elde edeceksiniz:)

Afiyet olsun..

Notlar ve püf noktaları.

  • Pişen krepleri üst üste bir tabağa koyup üzerini kapatarak bir süre dinlendirirseniz, (hiç yağ kullanmadan hazırlamış olsanız bile) çok esnek ve yumuşak krepler elde edersiniz.
  • Hazırlayacağınız farklı iç malzemlerle tatlı ya da tuzlu krepler oluşturabilirsiniz.
  • Krepler bir gün öncesinden pişirip, buzdolabında bekletilmeye çok uygun. İç mazlemeyi de önceden pişirirseniz, misafirler için kolaylıkla hazırlayacağınız pratik bir yemek elde edersiniz.
  • Krep karışımını pişirmeden önce buzdolabında yarım saat bekletmeyi unutmayın. Kreplerin lezzet ve homojenliği için bu detay çok önemli.