18 Ekim 2010

3y-11




1. ak.e.ka
2. 23 yıl sonra yeniden "kampüste sonbahar"
3. Yeni bir blog yazarı :)

Kapkara ve çok ıslak bir hafta oldu. Yağan gerçekten yağmur muydu, yoksa başka bir adı var mı bunun?

ak.e.ka
Ankara Kalesi, Samanpazarı, Çıkrıkçılar yokuşu Ankara'da oturanlar için çok keyifli nefes alma alanlarıdır. Benim de bir kaç değişik arkadaş grubumla sıkça gittiğim ve çok sevdiğim yerlerdir.
Pirinç Han ise; eski eşyalar ve el işlerinden hoşlananlar için çok keyifli bir mekandır. Bu tarihi han, son gidişimde beni bir başka etkiledi. AK.E.KA ile tanıştım.
Burası, geleneksel yöntemle keçe ürünler tasarlayan, imal eden ve satışını yapan bir yer. Ancak bu geleneksel el emeği ürünü öyle çağdaş şekillerde ve tasarımlarla yorumluyorlar ki, ortaya muhteşem ürünler çıkartıyorlar. Giyisiler, çantalar, süs eşyaları vb.. Ama bir şallar var kiiii... Anlatmam, tarif etmem mümkün değil. Fiyatları; üzerindeki işçilik ve malzeme ile doğru orantılı olduğundan, henüz satın alamadım. Alacağım zaman seçimi nasıl yapacağımı bilemiyorum.
(Yine de aklım o mavili olanda, eğer giderseniz lüften onu bana bırakın:))
Banu Hanım ürünlere ilgim karşısında, bana verdikleri kurslardan bahsetti. Aslında hiç fena fikir değil; "balık yemek için, balık tutmayı öğrenmek" daha akıllıca:)
Temel kurs haftada 2 tam gün: 100 TL devam etmek size kalmış; oldukça yorucu bir kurs olduğu söylenmekte.. Dikiş kursumun gün ve saati belli olduğunda, bu işe de bir el atmayı düşünüyorum açıkcası..
kampüste sonbahar
Mezun olduktan 23 yıl sonra yeniden, kampüste sonbaharı yaşamak ne güzel!
Simin'in tenis kursu sayesinde Cumartesileri yeniden ODTÜ'deyim.
Sonbahar bir kampüse bu kadar mı yakışır? Okul boşken, mis gibi orman kokusunu içime çekerek; yalnızca kuşların sesleriyle ıssız; sakin, huzurlu yürüyüşler...Ağaçların içerisinde kaybolmuş binalara sinmiş anıları yeniden canlandırmak.. Öyle güzel ki...


mimi blog yazarı
Üçüncü "y" kızımdan geldi... O artık kendi blog sayfasının yazarı. Yorumları size bırakıyorum:)

Herkese iyi haftalar...

7 yorum:

burcu küçükturan dedi ki...

aah aah ben bile üstünden 3 yıl geçmesine rağmen öyle bi özlüyorum ki üniverstemi, beytepe ve beytepe de geçen günler çok çok güzeldi. 2007 de oddü ye de gitmiştim orası da harikaydıı :((

Leylak Dalı dedi ki...

Severim ben o Mimi'yi de blogunu da:))
Pirinç Han'a ve oradaki her dükkana ben de bayılıyorum ve her gittiğimde yeni birşey keşfediyorum. Saatlerimi geçirebilirim hiç sıkılmadan. Kimbilir belki bir gün rastlaşırız dükkanlardan birinde. Merak etmeyin mavi şala dokunmam:)
Şu yağmur biraz ara verse de muhteşem Ankara sonbaharının tadını çıkarsak değil mi?
Sevgiyle...

anne müdürü dedi ki...

hocam:),
ODTÜ ye yine bir Ankara günü iş için gitmiş ve bayılmıştım. Ben ODTÜ lü değildim ama bir gün oğlumun burada okumasını isterdim diye içimden geçirmiştim.
şanşlıymışssınız:)
iyi haftalar,

brai dedi ki...

Haber peşinde koşuşturmaktan Ankara'yı daha keşfetmeye fırsatım olmadı. Ama yayınladığınız bu keşfedilesi yerlerden sonra bir - iki günü ayırıp gitmekte yarar var diye düşünüyorum.

Bu arada Ak.E.Ka ile yayınladığınız ilk görseldeki o cam kenarında duran beyazlı, pembeli şeyin ne olduğunu çözemedim. Hoş ne olduğunu anlamadım ama inanılmaz da hoşuma gitti. Sahi nedir o?

Unutmadan kızınızın blogu da simdiden hayırlı olsun... ziyaretlerimizi severekkk yapacağız :))

Defne dedi ki...

3y'lerine bayıldığım kadın mimledim seni, kızma emi ? :) Vallahi tamamen meraktan :)

ipek biçer dedi ki...

Burcu,
değeri sonradan anlaşılıyor:)

leylak dalı,
bir gün bir yerlerde karşılaşacağımız kesin:) beğeniler paralel gidiyor gördüğüm kadarıyla:)

Anne müdürü,
okurken de kampüsü çok severdim, ama şimdi o kadar daha güzel ki... Simin'in orada okumasından çok mutluyum. darısı umarım üniversitenin başına:))

brai,
Ankarada keyifli yer seçenekleri sınırlıdır. kale seçeneklerin başında gelir. tavsiye ederim. bahsettiğiniz pembe şey, sözü geçen şallardan birisidir:)
Mimi adına, dileklerinize teşekkür ederim.

herkese sevgiyle..

Papatya dedi ki...

İpekcigim,
Bu sene eşimin 5 aylik askerlik gorevini ankarada yapması sebebi ile 15 gunde bir hafta sonrali ankaraya yaptigim ziyaretlerde bana en çok huzur veren yer ODTU bahcesi olmustu, ne çok gtmiştik oraya şimdi o zamanlara dondum sanki:)